23 Haziran 2016 Perşembe

7 bin asker operasyonda! PKK'nın para kaynağı yok edildi!


Kenevir tarlaları imha ediliyor, 7 bin asker operasyonda! PKK'nın para kaynağı yok edildi!

Diyarbakır'ın Lice, Kocaköy ve Hazro'ya bağlı 39 köyde sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinin ardından, operasyonlarda 2. aşamaya geçildi.

DEV OPERASYON BAŞLADI

7 bin askerin katıldığı dev operasyonda PKK'nın para kaynağı olan kenevir tarlaları tek tek imha ediliyor. Yapılan ilk operasyonda 12 dönümlük arazide 240 bin kök kenevir imha edildi.

BREXIT Referandumda oylar sayılıyor ilk sonuçlar!

İlk sonuç saat farkından dolayı referandumun bir saat önce bittiği Cebelitarık'tan geldi. Referandum kararını açıklayan ikinci bölge ise Newcastle oldu.
Resmi olmayan sonuçlara göre AB'den ayrılma yönünde oy kullananların oranı yüzde 50.2. 'AB'de kalalım' diyenlerin oranı ise yüzde 49.8.

OYLARIN SAYIMI SÜRÜYOR
Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilerin geleceğini ve ülkenin birlik üyeliğinin devam edip etmeyeceğini belirleyecek kritik referandum için oy verme işlemi sona erdi.

Sandıkların yerel saatle 22.00'de (TSİ 00.00) kapanmasının ardından oyların sayımına geçildi. Seçmenlerin, "Birleşik Krallık AB üyesi olarak kalmalı mı, yoksa AB'den ayrılmalı mı?" sorusunu yanıtladığı referandum sonucunun, sabaha karşı belli olması bekleniyor.

Referandumla ilgili sandık çıkış anketi yayınlanmadı. Ancak bazı basın kuruluşları, yayın yasağının kalkmasıyla birlikte kamuoyu araştırma şirketlerine referandum günü yaptırdıkları anketleri yayınlamaya başladı.



İŞTE İLK ANKET SONUÇLARI

YOUGOV araştırma şirketinin açıkladığı ilk sandık başı anketine göre AB'de kalma yönünde oy kullananların oranı yüzde 52 iken, AB'den ayrılma yönünde oy kullananların oranı yüzde 48'de kaldı.

Ipsos Mori'nın yaptığı ankete göre ise AB'de kalınması yönünde oy kullananların oranı yüzde 54, ayrılma yönünde oy kullananların oranı ise yüzde 46 görünüyor.
Sandıkların kapanmasıyla birlikte ilk bilgiler de ulaşmaya başladı. Referanduma katılan Cebelitarık'ta katılım oranı yüzde 83.65 olarak açıklandı.

FARAGE'DAN FLAŞ AÇIKLAMA
İlk anketlerin açıklanmasının ardından Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi UKIP Lideri Nigel Farage 'AB'de kalınması yönünde yürütülen kampanya kazanmış görünüyor' açıklamasını yaptı.

AB üyeliğinin devamı yönündeki kampanyanın başını çeken İngiltere Başbakanı David Cameron ise resmi Twitter adresinden, "Britanya'nın daha güçlü, daha güvenli ve Avrupa'da daha iyi olması için oy veren herkese teşekkür ediyorum" diye yazdı.

‘KALMA’ KARARI ÇIKARSA
İngiltere’nin AB’de kalması halinde bu kararın ‘az farkla mı çok farkla mı’ alındığı belirleyici olacak. Her iki durumda da AB’de bazı değişimler yaşanacak olsa da nüansları oy farkı etkileyecek. Muhtemel gelişmeler şöyle:

Fark az olursa: İngiltere Başbakanı David Cameron’ın şubat ayında AB ile yürüttüğü ve Euro Bölgesi, ekonomik yönetişim, rekabet, egemenlik ve serbest dolaşım ayakları üzerine oturttuğu müzakerelerde varılan anlaşmanın unsurları hayata geçirilmeye başlanır.

AB’de kalma kararı çok farkla alınırsa bu unsurlar daha hızlı ve daha az dirençle karşılaşılarak devreye sokulur. Karar az farkla çıkarsa süreç daha yavaş işleyebilir. İngiltere’nin AB ile vardığı anlaşma diğer ülkeler tarafından da talep edilmeye başlanabilir.

Bu durumda AB belli adımlar atmak zorunda kalabilir. İngiltere’nin genişleme konusunun da aralarında olduğu bazı politikalarını gözden geçirmesi kaçınılmaz olabilir. Mevcut yaklaşımlarından daha sert politika izleyebilir.

Fark çok olursa: Seçmen açık arayla AB’de kalma kararı alırsa İngiltere mevcut politikasını sürdürülebilir. Londra yönetimi karar alma mekanizmalarında çok daha aktif bir pozisyon alabilir. Başbakan Cameron’ın Avrupa ile ilişkilerinde kendi kamuoyuna yönelik eli nispeten rahatlar.

İngiltere'de ilk sonuçlar açıklandı

‘AYRILMA’ KARARI ÇIKARSA
Brexit, yani ayrılma kararı alınması halinde AB’nin kimyası kaçınılmaz şekilde değişecek. Muhtemel gelişmeler şöyle:

AB’nin ilk hamlesi Brexit’in domino etkisi yaratmasını engellemeye çalışmak olur. Fransa’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda AB ülkesinde popülist partilerin güç kazanmaya devam etmesi dikkate alınarak, Brexit örneğinin izlenmesini engellemek amacıyla radikal adımlar atılabilir.

Brexit etkisi altına girme riski en yüksek ülkelerden biri Fransa. Brexit’in İngiltere açısından fazla sorun yaratmadığı bir durum oluşması halinde Fransa’nın çıkışını savunan aşırı sağın iktidara ulaşması şehir efsanesi olmaktan çıkabilir. Bu da Avrupa projesini yaşamsal bir sorunla karşı karşıya bırakabilir.

Brexit, bazı AB ülkelerinde ekonomi alanında çok olumsuz sonuçlar doğuracağından ekonomik ve sosyal şoklar olabilir. Bunlar da yeni krizleri tetikleyebilir.

İngiltere'de ilk sonuçlar açıklandı

BREXIT’TE SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK

Brexit kararı alması halinde sancılı bir ‘boşanma süreci’ yaşanacak. Sonucun yasal açıdan İngiliz hükümeti açısından bağlayıcılığı yok. Ancak böyle bir sonucu siyasi açıdan görmezden gelmenin imkanı olmadığından İngiltere Başbakanı Cameron’ın ilgili prosedürü hızla başlatması bekleniyor.

Boşanmanın başlaması için Cameron’ın kararı Lizbon Antlaşması’nın 50’nci maddesine bağlı olarak AB Konseyi’ne bildirmesi gerekiyor. Süreç bu bildirim yapıldığında başlayacak.

Taraflar ayrılığı müzakere edip bir anlaşma sağlayacak. Bu anlaşma sağlandığı andan itibaren ya da bildirimden sonra en geç iki yıl içinde AB antlaşmaları İngiltere için uygulanır olmaktan çıkacak. Bu süreyi uzatma imkanı olsa da AB ve İngiltere’nin oybirliği gerekiyor.

İngiltere'de ilk sonuçlar açıklandı

AYRILMA HALİNDE OPSİYONLAR NELER
İzlanda ve Norveç modeli: Bunlardan ilki ve en sık dile getirileni İngiltere’nin İzlanda ve Norveç’in de yer aldığı Avrupa Ekonomik Alanı’na dahil olması. İngiltere, ortak pazara erişim sağlayacak, ancak AB kararlarına ortak olamayacak.

İsviçre modeli: Yüzlerce anlaşmaya dayanan İsviçre modeli de bir başka model ancak bu anlaşmanın İsviçre’yi bile tatmin etmediği düşünüldüğünde
İngiltere için bir opsiyon olabileceğini düşünmek zor.

AB’yle Serbest Ticaret Anlaşması ya da Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği benzeri bir anlaşma imzalamak da öteki seçenekler arasında.

Bunların derdi Kandil'e para yetiştirmek bedelini ödeyecekler!


Bunların derdi Kandil'e para yetiştirmek bedelini ödeyecekler!
"Terörün karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz. Asla teröre taviz veremeyiz. Operasyonlarımız kararlılıkla devam ediyor, devam edecek. Yılmak yok.
Devletin görevi can güvenliğini, mal güvenliğini sağlamaktır. Bunların hepsi devletin görevidir. Bu görevi yerine getirmek için bütün gücümüzle seferber olduk ve buna devam edeceğiz.
Bugün vatan topraklarımızın birliğine, bütünlüğüne yönelik çok ciddi tehditlerle karşı karşıyayız.
Kim der ki bu coğrafyada asimilasyon işareti vardır, vallahi iftira ediyordur.
Sorunlar, sıkıntılar yaşanmamış mıdır? Elbette yaşanmıştır. Ama bunların hiçbiri bir kökene, bir meşrebe yönelik olmamıştır. Dönem değişmiş, sıkıntıların sebepleri ve muhatapları da değişmiştir. Dünyanın hiçbir yerinde dikensiz gül bahçesi misali bir devlet yönetimine rastlayamazsınız.

"TERÖR BUMERANG GİBİ DÖNER ONLARI VURUR"

Bugün Almanya'da olanları duydunuz. Fransa'nın ne halde olduğunu görüyorsunuz. ABD'de olanları gördünüz. Dünya farklı bir geleceğe doğru, bir arayışın içerisinde yürüyor. Terörü savunmak mümkün mü? Ama şunu özellikle söyledik; Türkiye'ye sessiz kalanlar şunu bilmelidir, bir gün bu terör bumerang gibi döner onları da vurur dedik.
Sen eğer teröristlere yataklık yaparsan, onların cezalarını anında vermezsen, onlara mali destek verirsen, kapılarını açar, onların paçavralarını AB binasının duvarlarına asmaya kalkarsan bilesin ki bunlar iyi günlerindir, daha beter günler gelecektir.
Son 14 yıldır, geçmişte sancıları çekilen sorunların büyük ölçüde ortadan kalktığı bir ülkede yaşıyoruz. O yüzden hep birlikte ülkemize sahip çıkmalıyız.
Bu ittifakın emrine girerek, ülkemizi ve bölgemizi yönetmek isteyenler, topraklarımızı sömürge haline getirmek peşindeler.

"DAEŞ'İN İÇERİSİNDEKİ YABANCI TERÖRİSTLERİN NE İŞİ VAR ORADA?"

Şimdi biz göz göre göre aynı senaryonun ülkemizde oynanmasına izin mi vereceğiz? DAEŞ içindeki yabancı teröristlerin hangi ülkelerden geldiklerini siz de biliyorsunuz. Bu işleri organize eden, kaynak sağlayan o yabancıların ne işi var oralarda? Batı'nın değişik ülkelerinden gelenleri görüyorsunuz değil mi?
Bir süredir terör örgütü de güdümündeki parti de, bölgedeki hadiseleri uluslararası platformlara taşıyabilmek için uğraşıyorlar. Cizre ile ilgili bir kitapçık hazırlamışlar, utanmadan devletin yakıp yıktığını öne sürüyorlar.
Bölücü terör örgütü suç üstü yakalanmıştır. Vatandaşlarımıza zulmederken, evlerini yıkarken, çocuklarını zorla ellerinden alırken devletin müdahalesiyle karşılaşmıştır.
Ama bunlar ne yapıyor? Akıl almaz bir yüzsüzlükle kendi yedikleri haltları devlete mal ederek üste çıkmaya çalışıyorlar. Milleti de, dünyayı da kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? O günler geride kaldı.

HDP'NİN "ELİNE GEÇEN PARAYI KANDİL'E NASIL ULAŞTIRIRIM" DERDİ VAR

HDP'li belediyeler, eline geçen parayı 'Dağa nasıl ulaştırırım, Kandil'e nasıl ulaştırırım?' bunun gayreti içindeler. Elinde silahı olan karşısında güvenlik güçlerimizi bulacak, bunu böyle bilsinler.
Silahıyla can alanın arkasında duran siyasetçi, karşısında idari birimlerimizi, savcılarımızı, hakimlerimizi bulacak. Hiçbir yalan gerçeğin ışığından kaçırılmayacak.
Şehitlerimiz oldu. Şu anda yaklaşık 600 civarında şehidimiz var, ama 8 bine yakın da etkisiz hale getirilen terörist var. Bu bir mücadelenin sonucudur. Şehit niye vardır? Dini için, vatanı için. Bu uğurda mücadelesini verir. Ve kuru toprak vatan olmaz, şehit kanlarıyla yoğrulursa vatan olur. Onun için hep ne dedik? Tek millet dedik.
İşte görüyoruz ki bu örgüte silah bıraktırmak için çalışması gerekenlerin kendileri ellerine silah almışlar. Onlara anladıkları dilden konuşmak gerekirdi, nitekim öyle yaptık.

"ARABASININ ARKASINDA TERÖRE SİLAH TAŞIYANLAR MİLLETVEKİLİ OLAMAZ"

Lice'de 8 bin kişiyle yapılan operasyonda bütün tarlalar temizleniyor. Çünkü terör örgütünün en büyük gelir kaynağı oldu. Bölgeye yaptığımız tüm yatırımlar, bunların engellemeleriyle karşılaştı. Arabasının arkasında terör örgütüne silah taşıyanlar bu ülkede milletvekili olamaz. Sözde mezarlarda yargı ofisleri kuranlar bu ülkede samimi olamaz. Çok yakında yargının önüne çıkacak hesabı verecekler."

19 Haziran 2016 Pazar

111 Yaşında Hapse Atıldı "Burası Türkiye"

21 Şubat 2014 tarihinde 75 yıl önce evlendiği 93 yaşındaki eşi Murşide Akgül'e bastonla vuran Mehmet Akgül hakkında karısı şikayetçi olmamasına rağmen basit yaralamadan dolayı kamu davası açılmıştı. Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan Akgül, Ocak ayı içerisinde tutuklanarak Elazığ E Tipi Cezaevine gönderilmişti. Akgül'ün kızı Reşide ile torunu Mithat Karadaban, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan, Akgül için af istemişti.

2,5 AY ÖNCE TAHLİYE EDİLMİŞTİ 

Bunun üzerine Adalet Bakanlığı ile Ceza ve Tevfik Evleri Genel Müdürlüğü harekete geçerek, Mehmet Akgül'ü yaş, sağlık durumu için hastaneye sevk ettirdi. Yaklaşık 2 ay süren resmi süreç sonrasında resmi kayıtlara göre 95 görünen Mehmet Akgül'ün kemik yaşının 111 olduğu, kulaklarının duymadığı, gözlerinin zor gördüğü, bastonsuz yürüyemediği ve kendi işlerini halledemez durumda olduğu ile ilgili heyet raporu verilmişti. Bakanlığa gönderilen resmi evrakların onaylanmasının ardından cezası 1 yıl ertelenen Mehmet Akgül, kaldığı cezaevinden 4 Nisan 2016 tarihinde tahliye edilmişti.

EŞİNİN YANINA DEFNEDİLDİ 

Cezaevinden çıktıktan sonra 2,5 ay evinde geçiren Mehmet dede, önceki gün evinin önünde otururken aniden rahatsızlanarak vefat etti. Mehmet Dede’nin cenazesi merkez Aşağıdemirtaş köyünde bir süre önce vefat eden eşi Mürşide Akgül'ün yanında toprağa verildi.

Dedesini kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını belirten Mithat Karadaban, ”Evin önünde teyzemin yanında vefat etti. Bir gün öncede hastaneye kontrole götürmüştük. Cezaevinde vefat etseydi acımız daha da büyük olurdu, takdiri ilahi demekten başka çaremiz yok. Allah mekanını cennetlik eylesin” dedi.

Yiyeceklerin helal olduğunu nasıl anlarız?

İnandıklarımızı özenle muhafaza etmek, güçlendirmek, imanın gereklerini yerine getirme çabası inananlar için hayatın kendisi… Çalışmak, aile olmak, ikili ilişkileri yürütmek, günlük hayatın istediklerini inançlarına göre düzenleyerek uygulamak, yemek, içmek, çocuk yetiştirmek, hastalık sağlık ve hayata dair aklınıza gelebilecek her şey iman sahibi kalbin süzgecinden geçer, incelir... İnanıldığı gibi yaşanmaya hazırdır artık! Yeme-içme konusu da bundan ayrı değil hiç kuşkusuz!

Pek çok inanma biçiminin var olduğu dünyada Müslümanlar için değişmez gündemlerden biri tüketilecek gıda maddelerinin helal olması… Hangi gıdayı tüketebiliriz? Veya daha doğru bir ifadeyle hangi gıda maddelerinden uzak kalmalıyız? Kur'an-ı Kerim bu konuda sınırları en anlaşılır şekilde çizerek haram olan gıdaları saymış, bunun dışında kalanları helal kabul etmiştir. Bu aynı zamanda yasaklanmış gıdaların daha az olduğu anlamına geliyor. Helal olan gıdalar “temiz", yasaklananlar ise “pis" sıfatıyla belirten Rabbimiz Araf suresi 157. ayette, “Onlara temiz şeyleri helal kılar, pis şeyleri de haram kılar" buyuruyor.

HARAM GIDALAR ÇERÇEVESİ

Kuran'ı Kerim'de helal olan gıdaların isimleri tek tek sayılmaz. Bunun yerine yasaklananlardan bahsedilerek Peygamberimizin hayatına bakmamız istenir. Haşr suresi 7. Ayette, “Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar" buyruluyor. Haram yani yasaklanmış olan gıda maddeleri ise ayrıntılı bir şekilde ayetlerde yer alır. Maide suresi 3. ayette, “Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm'ı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir" diyerek o çok merak ettiğimiz çerçeveyi hiçbir boşluk kalmayacak şekilde kuruyor.

Neden yasaklandı?

Kuran'ı Kerim yenilmesi yasaklanan gıdalar hakkında başka bir liste yer almıyor. Peki bu listedekiler neden yasak? Akla gelen bu sorunun yanıtını yasaklanmış yiyeceklerin listesi veriyor. Haram sayılan gıdalar sarhoşluk veren maddeler içerenler dışında hayvansal… Yine bu gıdaların insanın bedenine zarar verdiği, sağlık sorunlara yol açtığı da bilimsel araştırmalarla ortaya koyulmuş gerçekler… Yani Rabbimiz “temiz" ifadesiyle sağlığa zarar vermeyecek tüm gıdaları helal, tüketilebilir sayıyor.

Haram ve helal arasında kalanlar

Ayetlerde, Müslümanların örnek alması gereken kişi de belirtiliyor: Peygamberimiz. Bu örneklik için özel bir ayet indiren Rabbimiz Ashap suresi 21. ayette; “Andolsun ki Rasullah sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir" buyuruyor. O'ndan asırlarca sonra dünyaya gelen Müslümanlar nasıl davranacak? Öyle zamanlar oluyor ki benzer bir şey var mı diye Peygamberimizin hayatını tekrar tekrar okuyoruz. Bu sorunun cevabı için çabalarken yine O'nun bir sözü imdadımıza yetişiyor; “Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda kim şüphelilerden kaçınırsa dinini korumuş olur. Kim de şüpheli şeyleri yaparsa harama düşmüş olur". Yasaklanmış gıdaları tüketmemek helal gıda konusunda atılacak ilk, şüphelilerden uzaklaşmak da ikinci büyük adımımız…

"Helal" sertifikası

Gıda maddelerinin şüpheye düşmeden tüketebilinmesi için tarafsız bir kurumun üretim sürecini kontrol ederek verdiği belgeye “Helal Sertifikası" deniyor. Fakat yine tüm Müslümanlar bu belgeler hakkında yaşanan tartışmaları da izliyor. İnançlarının yasakladığı şeyleri tüketmek istemeyen iman sahiplerinin kafa karışıklığını gidermek için pek çok Fıkıh âliminin araştırması ve tavsiyeleri var. Bu tavsiyelerin ortak özelliği üzerinde “helal" sertifika damgasını taşımayan gıda maddelerinin “haram" sayılamayacağı yönünde... Çünkü bu tür sertifikalar tüm dünyada uygulanmıyor ve tüm Müslümanlara güven vermiyor. Yine pek çok âlim, gıdaların helal olmasına dikkat etmenin en kestirme yolunun tanıdık ve araştırılmış güvenilir yerlerden alış veriş yapmak olduğunu söylüyor. Her konuda olduğu gibi bu hususta da aşırıya kaçmamak, tüm gıdaları helal veya tam tersi tümünü haram saymamak gerekiyor. Araştırdığımızda güvenebileceğimiz kurumların olduğu ümidiyle hareket edip, şüphelilerden uzak durmayı da bir prensip haline getirdiğimizde soru işaretlerinden kurtulabiliriz.

İnandıklarımızı özenle muhafaza etmek, güçlendirmek, imanın gereklerini yerine getirme çabası inananlar için hayatın kendisi…

Kenan İmirzalıoğlu Marmaris'teki binasını kiraya veriyor!


Ünlü oyuncu Kenan İmirzalıoğlu’nun iki yıl önce Marmaris Selimiye’de 1.9 milyon liraya aldığı ve içinde marketi olan binanın tadilatı tamamlandı.

Kenan İmirzalıoğlu Marmaris'teki binasını kiraya veriyor!



600 metrekarelik binanın tadilatı için de 1 milyon lira harcayan İmirzalıoğlu, şimdi binayı kiraya vermek istiyor.

300 BİN LİRA KİRA
Üç kahve zinciriyle görüştüğü öğrenilen İmirzalıoğlu, baştan yarattığı mekan için sezonluk 300 bin lira kira almayı planlıyor.




Kenan İmirzalıoğlu Marmaris'teki binasını kiraya veriyor

SELİMİYE'DE ARSA VE ARAZİSİ DE VAR
Mayıs ayında Sinem Kobal’la evlenen Kenan İmirzalıoğlu’nun Selimiye’de ayrıca 1200 metrekarelik denize sıfır bir arazisinin ve evin de sahibi.

Turistlerin önünde kavga ettiler!

Gümbet Mahallesi Ayaz Caddesinde yabancı turistleri dükkanlarına çekmek isteyen 2 gurup arasında bir anda kavga çıktı. Taşlı sopalı kavgada yaklaşık 50 kişi birbirine girdi. Turistlerin gözleri önünde kavgaya tutuşan 2 guruptan 16 kişi yaralandı, 28 kişi gözaltına alındı.
ORTALIK SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ
Dükkan önünde konfeksiyon ve takı eşyaları bulunan 2 mağazanın bir süredir kavgalı oldukları öğrenildi. Turistleri mağazalarına çağıran çalışanlar arasında başlayan ağız münakaşası bir anda kavgaya dönüştüğü. Kavganın büyümesi 50 kişilik gurup sopalarla birbirlerine saldırdı. Kavga sonucunda 16 kişinin yaralandığı ve 28 kişinin ise gözaltına alındığı bildirildi.
TURİSTLERİN GÖZÜ ÖNÜNDE DÖVÜŞTÜLER
Dünyaca ünlü sokaklardan biri olan Gümbet barlar sokağında çıkan kavgayı yerli ve yabancı turistler ise şaşkın bakışlar arasında izledi. Turistlerin gözü önünde dövüşen 2 gurup ortalığı savaş alanına çevirdi. Polis çevrede bulunan vatandaşları ve turistleri bölgeden uzaklaştırdı. Olayın daha çok büyümemesi için Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü çevrede güvenlik önlemleri aldı.
POLİSE DİRENDİLER
Uzun süre polise güçlük çıkaran iki gruba polis biber gazı ile müdahale etti. Polise direnen 28 kişi gözaltına alınarak Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Kavgada yaralananlar, bölgeye gelen ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi. Olay nedeniyle caddede trafik akışı bir süre durduruldu.
ESNAF KAVGAYI SEZONUN KÖTÜ GİDİŞİNE BAĞLADI
Akraba oldukları öğrenilen iki grubun kavgasına şahit olan diğer esnaflar ise turizm sezonunun kötü geçmesi nedeniyle iş yapamayan esnafların çok gergin ve stresli olduğunu söylediler. Geçtiğimiz yılın bu dönemlerinde yapılan satış ile bu yıl yapılan satış arasında dağlar kadar fark olduğunu söyleyen esnaflar kavganın tamamen ekonomik kaygılardan kaynaklandığını ifade ettiler.