OKUNMASI GEREKENLER:
ACILAR YAŞAMAYALIM
Van΄da meydana gelen depremde görev yapan AA Sivas Bölge Müdürlüğü muhabirleri Sansar, Konuk ve Sarıtaş, deprem bölgesindeki duygularını anlatırken, “Gazeteciler tarihe tanıklık eden insanlardır. Gazeteci tarihe tanıklığın yanı sıra acıları da paylaşmaktadır. Allah milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın” dedi|
|
|
|
|
|
Allah böyle acıları bir daha yaşatmasın.
Van’da meydana gelen 7.2’lik depremin ardından Türk Milleti bölgedeki yaraları sarmak için seferber olurken, gazetecilerde deprem bölgesinde yaşananları kamuoyuna aktarmak için yoğun çaba harcadı.
Depremle birlikte yaşanan üzüntüyü ve enkaz altından sağ çıkarılan her canlının mutluluğunu yaşayarak bölgedeki gelişmeleri dakika dakika Türkiye ve dünya kamuoyuna aktaran gazeteciler, kimi zaman depremin vurduğu hayatlardaki acıları hafifletmeye çalışırken, kimi zamanda enkaz altında can vererek depremi yaşamayan ailelerine ve meslektaşlarına da büyük deprem yaşattılar.
Türkiye’nin değişik illerinden çok sayıda gazeteciyle birlikte deprem bölgesinde görev yapan Anadolu Ajansı (AA) Sivas Bölge Müdürü İsa Sansar ile muhabirler Emine Konuk ve Doğan Sarıtaş da Van gerçeklerini kamuoyuna duyurmak için günlerce gerek sokakta, gerekse arabada kalarak habercilik görevlerini yerine getirdiler.
23 Ekim’de meydana gelen depremle birlikte Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü tarafından deprem bölgesinde görevlendirilen Sansar, Konuk ve Sarıtaş, yaşadıklarını ve unutamadıkları anları gazetemize anlattı.
AA Sivas Bölge Müdürü İsa Sansar, gazetecilerin tarihe tanıklık etme ve tarihe not düşmenin yanı sıra yaşanan acıları paylaşan insanlar olduğunu belirterek, bunu yaparken görevlerini zor şartlar altında sürdürdüklerini ifade etti.
Srilanka’da ve Pakistan’da yaşanan Tsunami felaketinde de görevler yaptığını ifade eden Sansar, Van depreminin meydana geldiği 23 Ekim’de izin gününde ailesiyle dışarıdayken deprem haberini aldığını ve genel merkezlerinin talimatı doğrultusunda muhabiri Doğan Sarıtaş ile birlikte deprem bölgesine gittiklerini söyledi.
Depremin ilk gününde Van’da afet merkezinde çalışmalarını yaptıklarını ardından ise depremin merkez üssü olan Erciş ilçesine geçtiklerini anlatan Sansar, deprem gerçeğiyle burada karşılaştıklarını ifade etti.
“AZRA BEBEKLE GÖREVE BAŞLADIM”
Erciş’te yıkılan binaların etrafındaki yüzlerce insanın çırpınışlarını gördüğü esnada depremin simgesi haline gelen Azra bebeğin enkaz altından sağ çıkarılmasıyla görevine başladığını belirten Sansar, depremde unutamayacağı en büyük olayın bu mutluluk olduğunu söyledi.
Azra bebeğin enkaz altından sağ çıkarılmasının mutluluğunu kamuoyuna duyurmak için kollarını sıvadığını belirten Sansar, o an yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Azra bebeğin sağ çıkarıldığı esnada bölgede görevlendirilen diğer mesai arkadaşlarım farklı alanlardaydı. Bende Azra bebeğin çıkarıldığı enkazın yanındaydım. Azra bebek ilk müdahalenin yapılması için Sahra Hastanesi’ne götürüldü ve bende oraya gittim. Azra bebeği kuvözde yüzündeki yaralarla çektim ve depremin acısını fotoğrafladım. Deprem bölgesinde beni en çok etkileyen olayın başında Azra bebeğin enkaz altından sağ çıkarılması olmuştur. Etkilendiğim ikinci bir hadise ise enkaz başlarında görev yapan, değişik illerden gelmiş arama kurtarma ekiplerinin enkaz altından canlı insan kurtarmanın verdiği heyecanla çalışmalarıdır.”
7.2’lik depremin ardından bölgede çalışmalar devam ettiği sırada çok sayıda artçı depreminde meydana geldiğini, bütün görevlilerin zor şartlar altında enkaz altındaki insanlara ulaşmak için mücadele ettiğini ifade eden Sansar, artçı sarsıntılar nedeniyle araç içerisinde dinlenebildiklerini söyledi.
Depremin acısını bölge halkıyla birlikte gazetecilerinde birebir yaşadığını dile getiren Sansar, enkaz altından çıkarılan cansız bedenlerle duygusal, canlı bedenlerle ise mutlu anlar yaşadıklarını söyledi. Arama kurtarma ekiplerinin enkaz altından insanları canlı olarak çıkarmak için saatlerce verdiği mücadeleye kendilerinin de ortak olduğunu ve yorgunluktan enkaz başındaki bekleme direnişleri tükendiği sırada çıkarılan bir canlı ile bütün yorgunluğu üstlerinden attıklarını belirten Sansar, “8-10 saat enkaz başında beklediğimiz zamanlar oldu. Ancak enkaz altından sağ bir insan çıkarıldığında yaşanan mutluluk yaşanan tüm zorlukların hepsine bedel oluyordu” dedi.
Sansar, 1 hafta görev yaptığı deprem bölgesinde birçok acıya ve mutluluğa şahit olduğunu da ifade ederek, Azra bebekle başladığı görevini 29 Ekim’de Azra bebeğin Sivas’a getirilişini haberleştirerek tamamladığını söyledi.
“PSİKOLOJİK OLARAK GÖREV YAPMAK ÇOK ZOR”
7.2’lik depremin meydana geldiği 23 Ekim tarihinde bölgede görev yapmaya başlayan AA Sivas Bölge Müdürlüğü muhabiri Doğan Sarıtaş da bütün dünya insanının yaşadığı acıya tanıklık etmenin hüznünü yaşadığını söyledi.
Enkazların arasında, adeta can pazarının yaşandığı bir ortamda görev yapmanın psikolojik olarak çok zor olduğunu ifade eden Sarıtaş, “Kimi bir yakınını kaybetmiş, kimi evini kaybetmiş gerçekten çok üzücü bir durum. İnsanların acısı yüzüne yansıyordu. Bir gazeteci olarak orada görev yapmak psikolojik açıdan çok zordu. İster istemez oradaki durumdan etkileniyorsunuz ama aynı zamanda da mesleğinizi o ortamda yapmak zorundasınız. Yaptığım en zor görevlerden biriydi” dedi.
Deprem bölgesi olması nedeniyle görevini yaparken birçok zorlukla karşılaştığını da dile getiren Sarıtaş, felaketin yeni olmuş olması nedeniyle oradaki halkın yaşadığı sıkıntıları kendilerinin de yaşadığını söyledi.
“ANA YÜREĞİNİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ GÖRDÜM”
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’i bölgede yaptığı incelemeler sırasında takip ettiğini ve o anda yaşadığı olayın kendisinde büyük bir üzüntü oluşturduğunu dile getiren Sarıtaş, gördüğü manzara karşısında yaşadığı unutulmaz anı şöyle anlattı:
“Sayın Bakanımız bir enkaz başında ekiplerden bilgi aldığı sırada bizde yanındaydık. O sırada bakan beye enkaz altından bir annenin bebeğine sarılmış şekilde cansız bedeninin çıkarıldığı haberini verdiler. Bebeğini depremden korumak isteyen bir anne, bebeğinin üzerine kapanmış ve sıkıca sarılmış ancak her ikisi de hayatını kaybetmişti. Bakan bey duyduğunda gözyaşlarına hakim olamadı ve ağladı. Bende orada ana yüreğinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha gördüm. O görüntüden çok etkilendim ve hayatım boyunca unutamayacağım bir görüntü oldu. Kurtarma çalışmaları boyunca orada hep şunu gördüm. Nerede bir anne varsa, bebeği, çocuğu da hemen yakınında bulundu. Annelerin çocuklarını düşünmesi, onları kurtarmak istemesi birçok örnekle enkazların altından göz önüne çıktı. Bu durum beni çok etkiledi.”
“SAĞDUYU HAKİMDİ”
Erciş’te kurulan çadır kente yaşam haberleri yapmak için giderken yaşanan acılar nedeniyle tepkiyle karşılaşacaklarını düşündüklerini ancak insanların çok sağduyulu olduklarını gördüğünü de ifade eden Sarıtaş, şunları kaydetti:
“Bütün vatandaşlarımız gayet sağduyulu bir şekilde devletimizden, milletimizden Allah razı olsun, her türlü yardım geldi, Türkiye’nin dört bir yanından buraya yardım geldi diyerek sağduyulu mesaj verdi. Hatta depremde ayakları kırılan bir vatandaşımız bizi yanına çağırarak, “Herkes burada. Lazı, Çerkezi, Kürdü, Türkü hepsi burada. Hiçbir ayrımız gayrımız yok, işte biz buyuz” dedi. Bu cümlelerde beni çok etkiledi. Çünkü bazı olaylar nedeniyle Türk halkının birlik ve beraberlik uzak olduğu sanılıyor ancak bu sözler insanımızın birlik ve beraberlikten hiçbir zaman kopmayacağını bir kez daha gözler önüne serdi.”
“ALLAH BU ACILARI BİR DAHA YAŞATMASIN”
Depremin bütün insanlık üzerinde derin yaralar açtığını belirten Sarıtaş, bölgeden geldikten sonra depremin etkisini yaşadığını ifade ederek, “Van’da çok sayıda artçı sarsıntıya şahit olduk. Neredeyse yarım saatte bir artçı sarsıntı meydana geliyordu. Şimdi evdeyken dahi bazen çocuklar koşturduğunda bir sarsıntı oluyormuş gibi tedirginlik duyuyorum. Bazen bürodayken, haber yazarken dahi ufak bir sesle deprem mi oluyor acaba diye, sallanan bir eşya olup olmadığına bakıyorum. Psikolojik olarak gerçekten etkiledi ama esas etkileyen kısım oradaki insanların yaşadığı o acı. Bu acı hafızalardan silinecek gibi değil. Allah bu tür acıları milletimize bir daha yaşatmasın” dedi.
“YAŞANANLARA ŞAHİT OLDUM”
Van’ı yıkan 7.2’lik depremin üzerinden 13 gün geçtikten sonra deprem bölgesinde görevlendirilen AA Sivas Bölge Müdürlüğü muhabiri Emine Konuk ise meslek hayatı ve ömrü boyunca unutamayacağı günler yaşadığını söyledi.
Kurban Bayramı’nın birinci gününde Erciş’te görevini yapmaya başladığını ifade eden Konuk, görevli olarak gittiği güne kadar depremi basından takip ettiğini ancak oraya gittiğinde bölgedeki insanların yaşadıklarına birebir şahit olduğunu söyledi.
“5.6’LIK DEPREMİ ORADA YAŞADIM”
Deprem bölgesinde görevini yaptığı sırada artçı sarsıntıların en büyüğü olarak belirlenen ve Bayram Otel ile birlikte birçok binanın daha yıkıldığı 5.6’lık depremi bölgede yaşadığını ifade eden Emine Konuk, depreme araçta yakalandığını ve o anı hiç unutamadığını söyledi.
Konuk, 5.6’lık depremin ardından Bayram Otel’in bulunduğu alana gittiklerini belirterek, gördüklerini şöyle anlattı: “Kısa bir süre içerisinde otelin bulunduğu alana gittiğimizde orada adeta bir can pazarının yaşandığını gördüm. İnsanların birçoğu bulunduğu binalardan çıplak ayaklarla çıkmıştı ve canlarını kurtarmak için kaçışıyorlardı. Soğuk havayla birlikte otelde meydana gelen doğalgaz sıkışması nedeniyle büyük bir korku hakimdi insanlarda. Depremin ardından kısa bir sürede arama kurtarma ve sağlık ekipleri bölgeye geldi. Yüzlerce enkazda çalışma devam ederken bu kadar kısa sürede o alana da ekiplerin gelmesi takdire şayan bir durumdu. Enkaz altında yaşam mücadelesi veren insanların birçoğuna ulaşarak sağ olarak kurtardılar.”
“BURUK BAYRAMDA HERKES KENETLENDİ”
İnsanların yaşadığı acıları birlik ve beraberlik içerisinde hafifletmek için mücadele verdiği depremde Kurban Bayramı’nı da herkesin buruk bir şekilde kutladığını dile getiren Emine Konuk, “Bayram namazında omuz omuza saf tutan insanlarımız, acısı olanların acısını dindirmek için bayram şekerine kadar ikramlarda bulundular. Yaşanılan acıya rağmen bayramda yalnız olmadıkları hissini birbirlerine gösterdiler. Bölgede görev yapan basın mensuplarına çok yakın davranarak acılarını hafifletmeye çalışıyorlardı” dedi.
“5.6’YI VE KÜÇÜK SELVA’YI UNUTAMAM”
İlk kez bir depremde görev yaptığını ve unutamayacağı anlar yaşadığını belirten Konuk, 7.2’nin ardından yaşadığı 5.6’lık sarsıntıyı ve küçük yaşına rağmen ailesinin yükünü üzerine alan 12 yaşındaki Selva’yı unutamayacağını söyledi.
7.2’lik depremin ardından neredeyse bir tane dahi sağlam evin kalmadığı Gedikbulak köyünde insanların bir yandan da hayatlarını sürdürmeye çalıştığını gören Konuk, Canik köyünde karşılaştığı küçük Selva’nın oyun çağında olmasına rağmen ailesinin tüm yükünü üzerine aldığına şahit olduğunu söyledi.
Annesinin rahatsızlığı nedeniyle küçük bir leğen içerisinde çamaşırları yıkamaya çalışan Selva’nın omuzlarındaki yükü görmesinin kendisini etkilediğini ifade eden Konuk, bölgedeki her evde, her çadırda ayrı bir hayat hikayesinin olduğunu belirtti.
Deprem bölgesinde yaşadıklarını halen unutamadığını da dile getiren Konuk, Sivas’a geldikten sonrada her an deprem olacak korkusuyla yaşadığını ve en ufak titreşimde dahi deprem oluyor endişesi yaşadığını söyledi.

YATIRIMCI BÖYLE KAÇIRILIR
VEKİLLER SİVAS’TA OTURUYOR MU ?
HİÇ BAYRAMI OLMADI
BAYRAMLARINI ÇALIŞARAK GEÇİRDİLER
ACILARDAN ACI ÇIKARILMASIN
CUMHURİYETTEN SİVAS΄A ARMAĞAN